21 Ağustos 2015 Cuma

Gizem Karagöz “Engelliler için SALT Beyoğlu”


SALT Beyoğlu, istiklalden tünele doğru inerken sağ tarafta bulunan tarihi ve aynı zamanda çok modern mimariye sahip bir yapı. Yapının geçmişi 1850-1860’lı yıllara uzanıyor. İlk olarak giriş bölümü ticarethane olarak kullanılmış. Fakat ilerleyen yıllarda Beyoğlu’nun nüfusu azalınca yapı kullanılmaz hale gelmiş ve bundan sonra siyasi ve sanatsal amaçlı kullanılmaya başlanmış. SALT Beyoğlu 2011 yılında açıldığından beri içerisinde sergiler devam ediyor bunların yanı sıra sosyal alanlar ve üst katında bulunan kocaman bir kütüphanesi ile sizleri mest ediyor.
Daha fazla detayına http://tr.wikipedia.org/wiki/SALT adresinden ulaşabilirsiniz.
Aynı zamanda Beyoğlunda bulunan şubesi dışında İstanbul içerisinde Galata’da ve Ankara Ulus’da bulunuyor.









Farklı sergilerin yanı sıra konferans alanları, gösterimlerin olduğu açık sinema, söyleşiler, etkinlikler ve performanslarıda içerisinde barındırıyor.





SALT 4 kattan oluşan bir yapı. Giriş katından itibaren ilk 3 katı sergilerden oluşuyor. En üst katında ise Robinson Crusoe 389 Kitabevi ve bahçe bulunuyor. Kitabevinde Türkiye ve yurtdışından güncel ve temel yayınların yanı sıra SALT’ın kitapları, etkinlik ve sergilerde işbirliği yapılan kişilerin çalışmaları ile SALT için özel tasarlanan hediyelik eşyalar satışa sunuluyor



Yine aynı katta Robinson Crusoe 389 Kitabevi ‘nin hemen yanında, mimar/sanatçı Fritz Haeg tarafından düzenlenen ufak ama sevimli bir bahçe bulunuyor. Sebze, meyve ve bitki yetiştiriliyor.


SALT Beyoğlu’na giriş ücretsiz. İçerisinde 2 adet asansörü var. Asansörün yanı sıra da engelliler için merdivenlere cihaz da koymuşlar.





Garanti Bankasının kurucusu olduğu İstiklal caddesi üzerinde bulunan SALT Beyoğlu ev sahipliği yaptığı sergiler ve etkinlikleri bizlere sunması ayrıca engelliler için gösterdikleri özenden dolayı teşekkür ediyorum.

Her gün saat saat etkinlikler gerçekleşiyor. Hepsini kendi sitesindeki takvim bölümünden takip edebilirsiniz.

http://saltonline.org/tr/agenda/2015/04

Gizem KARAGÖZ

Ins: bonjourfunday

saltonline.org/

Gizem Karagöz “Perili Köşk / Borusan Contemporary “


Perili Köşk sahilde yürürken veya arabanızla gelip geçerken mutlaka gözünüze çarpmıştır. Rumelihisarı’nda tam ikinci köprünün yanında gösterişli mimarisi ile dikkat çeken ve geçmişi 1910 yıllarına uzanan tarihi bir yapı.
Açıkcası ben Sergi için gitmeden önce adının Perili Köşk olduğunu bilmiyordum. Bu yapı hakkında tek bildiğim Borusan Holdinge ait olduğu ve iş yeri olarak kullanıldığı idi.
Kısaca tarihinden söz edersek. Bu yapı daha öncelere dayanan ismi ile, Mısır Hidivi Abbas Hilmi Paşa’nın Başyaveri olarak görev yapan Yusuf Ziya Paşa’ya ait.  Köşkü’nün yapımına 1910’lu yıllarında başlanmış. Paşa vefat ettiği tarih 1926 yılına kadar ailesi ile birlikte köşkte yaşamaya devam etmiş. Paşanın ölümünden sonra ise ailesi 1993 yılına kadar köşkte oturmuşlar. Köşk yapım zamanında başlayan Birinci Dünya savaşı ve Osmanlı İmparatorluğu’nun savaşa katılımı sebebi ile tamamlanamamış. Yarım kalan yapının tamamlanamamasından dolayı iki katı boş kalmış. İsmi ise be sebepten “Perili Köşk” olarak anılmaya başlanmış. Aynı zamanda faaliyetlerini de burada sürdüren Borusan Holding 2007 yılından itibaren köşkü, 2030 yılı sonuna kadar kiralamış.
Tam detayını paylaştığım linkten de okuyabilirsiniz. Perili Köşk’ün tarihi
Ben haftasonu gitmek için sergi araştırmaları yaparken denk geldim. Perili Köşk ismini anımsamadığım için adresine baktım ve orası olduğunu o zaman anladım.
Engelliler icin çok uygun yapılmış. Biz arabamızı ara bir sokakta çekip yürüdük ama engelliler için kapıdaki görevliye sorduğumda yan cafelerin valelerine bırakabilineceğini söyledi. Kendi kapılarında giriş çıkışı engellediği için müsade edilmiyormuş.
Köşkte düzenli olarak sergiler oluyor. Normalde giriş ücreti 10 tl. Fakat engellilere ve refakat eden bir kişiye ücret alınmıyor. Benim gittiğim ve hala şuan güncel olan 3 adet farklı sergi var bu köşkte. Aynı zamanda burası bir ofis. Bu sebepten orada aldığım bilgiye göre hafta içi ziyaretçiye kapalı. Sergiler bütün katlarda mevcut. Hem eserleri görürken hem de ofisleri, odaları, çalışma alanlarını da görüp gezebiliyorsunuz. Gezdiğiniz her katın ayrı bir büyüsü var bu köşkte. Bunun en büyük sebebi muhteşem bir manzaraya sahip olması.


İçerisinde çok modern bir asansörü var. Teras katına kadar çıkmıyor. Asansör ile bir alt katta iniyorsunuz. Buraya kadar geldim o manzarayı göremicek miyim diye düşünmeyin. Onuda düşünmüşler ve o son bir kat için merdivene engelli çıkarma mekanizmasını koymuşlar. Böylece buyrun size seyri harika, uçsuz bucaksız bir İstanbul manzarası.





Manzaranın keyfini birde kahve eşliğinde çıkarmak isterseniz. Köşkün içinde bulunan Müze Cafe’yi tavsiye ederim. Yine haftasonları açık olan bu cafede birşeyler atıştırıp, kahvenizi yudumlayabilirsiniz. Yapmak istediğiniz organizasyonlarınız ve davetleriniz içinde sizlere yardımcı oluyorlar.

Sanatla bütünleştirdikleri bu güzel köşkün kapılarını bizlere açan Borusan Holding’e göstermiş oldukları özen ve hassasiyet hem de sundukları sergiler için kendi adıma teşekkür ediyorum.

ins: #bonjourfunday

Gizem KARAGÖZ

Duayen yazar Hıncal Uluç’un Sabah Gazetesinde yayınlanan “ya biz utanma engelliler” adlı yazısını kendisinin izni ile sizlerle paylaşmak istiyorum.






Ya biz Utanma Engelliler!..

Hafta sonu eve kapandım. Birikmiş gazeteleri devirmek için.. En çok yazı hangi konuda yazılmış, inanmazsınız.. Engelliler..
Hemen her gazetede haberler, köşe yazıları..
Efendim Dünya Engelliler Günüymüş de..
Engelliler.. Bu ülkede gerçek azınlıklar.. Gerçek ayrımcılık kurbanları.. Gerçek ezilenler..
Kimse kızmasın.. Sokak köpekleri, kedileri kadar arayanı, soranı, koruyanı olmayanlar..
Hemen her gazetede ayni fotoğraf vardı..
Dünya Engelliler Günü dolayısıyla bir engelli, Kırklareli Valisi'ni ziyaret ediyor. Nerde?.. Vilayet Konağı'nda..
Aslında o özel günde Vali'nin engellileri ziyaret etmesi gerek.. Güldürmeyin beni..
Fotoğrafta, iki ayağı da tutmayan engelli, merdivenleri sürünerek tırmanırken görülüyor.. Vilayet Konağı'nda sürünen engelli..
Çünkü vilayet konağında engelliler için kolaylık sağlayacak bir düzenleme yok.. Tekerlekli sandalyenin itilebileceği bir rampa, ya da asansör.. Belki asansör vardır da, Sayın Vali kullanıyordur sadece..
1994'ü hatırladım. Dünya Kupasına koltuk değnekleriyle gitmiştim. Vurulan bacağım alçıdaydı. Los Angeles'te stadyumun etrafında bir park vardı. Parkın içinde de basın merkezi.. Merkezden maça yaklaşık bir, bir buçuk kilometre yol.. Bisiklet bile yasak. Parkın içinde herkes yürümek zorunda..
"Siz merak etmeyin" dedi, Amerikalılar. Hani şu golf arabaları var ya, hava alanlarında falan da kullanılan. Öyle bir araba tahsis ettiler emrime.. Kazım, beni oto parka bırakıyor. Golf arabası alıyor, merkeze.. Oradan, ne zaman istersem maça.. Maç sonu bekliyor beni, merkeze ve oto parka götürmek için..
Yazılı, görüntülü, beş bine yakın gazeteci var, bendeki forsa bakın..
İlk gün maça gittik ki, statta kapalı tribün yok. Basın tribünü güneşin altında. Alçının altında üç aydır su yüzü görmemiş bacak terleyince bir kaşınıyor.. Derhal basın merkezine döndüm. "Burası güneşin altı.. Oturamam" dedim.. Stadın planını bilgisayar ekranına getirdiler.. En arkada, millet dışarı düşmesin, ya da atlamasın gibisinden bir koruma yapmışlar. Tente bir kuşak sarıyor, tribünün en arka sırasını.. En yukarıdaki sıraya oturursan, gölgedesin. Ama o sıralar biletli. Yerler aylar öncesinden satılmış..
"Siz merak etmeyin" dediler.. Ne yaptılar bilmiyorum.. Bir saat sonra haber geldi. Oradan yerim ayrılmış. Bütün maçları oradan izleyebileceğim..
"Tamam da, 88 basamağı nasıl çıkacağım" dedim..
"Şeref Tribünü asansörünü kullanacaksınız. Golf arabanızı kullanan arkadaş sizi yerinize kadar götürecek, gereken izinler alındı" dedi.. Tüm maçlara öyle gittim. Final geldi çattı.
Bir gün evvel, golfü kullanan arkadaş yanıma geldi. "Yarın maça iki saat önce gideceğiz" dedi.. "Çünkü yarın Başkan maça geliyor. CIA, asansörü sabahtan devralacak, yarın kimse asansörü kullanamayacak. Sizin için özel izin alındı. Ama iki saat önce olma kaydıyla.. Merak etmeyin sıkılmazsınız. Zaten kapanış töreni gösterileri var.."
Final günü asansörü bir Clinton kullandı, bir de ben..
O sene İstanbul'da oy vermeye gitmiştim. Bir ilkokula.. Benim sandık en üst kattaydı. Asansör yoktu. Engelliler için önlem de alınmamıştı. Tekerlekli sandalyemi 6 arkadaş yüklendiler. En üst kata öyle çıkıp inmiştik.
AKM'de gala vardı. Gittik. Kat kat merdivenlerden gene tekerlekli sandalyemi altı arkadaş kucakladı. Çünkü AKM'de engelliler için önlem yoktu. Yıllar sonra öğrendim ki, aslında varmış, ama kullanmak kimsenin aklına gelmemiş, unutulmuş.
Amerika'da genelli olmakla, Türkiye'dekinin farkını yaşayarak görmüştüm.
Bir kaç yazı yazdım, dönünce.. Sonra alçım çıktı. Normal yaşamıma döndüm ve bitti. Damdan düştüğüm halde bitti..
Bu yıl mart ayında TIM'de "Esirgeme" diye bir gece yaşadık. 17 Mart'ta bütün gece nasıl ağladığımızı yazdım, yanımdaki Korcan Karar'la..
Galatasaray Engelli Takımının Yavuz Bingöl'e eşlik ettiği Kara Tren'de.. Görmeyen Şilay Turan'ın Lale Devri'nde.. Tekerlekli sandalyedeki Yıldız Aktürk "Sorma" diye harikalar yaratırken..
"Anlat arkadaşımı söyleyen Sevda Bozbey konuşurken..
"Ben Boğaziçi Üniversitesi'ni bitirdim. İngilizce ve İspanyolca biliyorum. Ama işsizim. 2 yılda bir yığın yere baş vurdum. Bir yığın CV (Özgeçmiş) yolladım. Mülakata gittim.. Beni dinlediler dinlediler 'Senden iyi telefon memuresi olur' dediler.. Kör oldunuz mu, size iş yok.. Olan da, bankamatik memuru.. 'Git maaşını çek, ama buraya gelme' diyorlar.. Çünkü engelliler görüntüyü bozuyor onlarca" diye yazmışım o gün..
Sonra ne olmuş.. Sonra ne yapmışım?.. Korcan Karar, televizyonda ne yapmış?.
Engelliler Günü'nde tonla haber ve yazı yayınlayan medya ne yapmış?.
Sevda Bozbey iş bulmuş mu mesela?. Merak etmiş miyim?..
Engelli sporcular dünya çapında başarılara ulaşmışlar, marttan bu yana.. Tonlarla spor sayfası yapan gazetelerimiz, Guti'nin sevgilisine ayırdıkları yerin onda birini, bu engellere rağmen kazanılan zaferlere vermemişler.
Türkiye Engelliler için sadece nutuk atıyor yıllardan beri.. Sadece bir gün yazıp unutuyor gazeteci.. Kılını kıpırdatmıyor, siyasetçi. Parmak oynatmıyor bürokrat..
Sokaklarında en az engelli görülen ülkeyiz. Çünkü, körümüz, topalımız sokağa çıkamıyor. Çünkü yerel yönetimler dahil, engelliler için bir şeyler yapan yok.. Yapılanlar da göstermelik. İşe yaramaz..
Bu ayıp bize yeter mi?.
Yetmez..
17 Mart tarihli yazımın son satırlarını okumak ister misiniz?.
"Sahnede gördüğüm her engel, sahip olduğum, ama sahip olduğum için farkına varmadığım gerçek zenginliklerimi anlattı bana..
..Ve de bu ülkede, engellilere destek olmak, onlara insanca yaşama hakkı vermek için hiçbir şey yapmadığımızı..
1994 yılında tekerlekli sandalye ile gitmiştim Amerika'ya.. Krallar gibi yaşatmıştı beni, engelli olmam.. Amerika Başkanı ile ayni koşulları vermişlerdi bana.. Türkiye'deki engelli 5.5 ayımın her günü cehennem olurken..
Farkı en iyi bilenlerden biriydim.. Ama ne yaptım?..
Ne yaptık?..
'Bu gece bize fırsat verildiğinde neler yapabileceğimizi gösterdik' dedi engelliler.. Harikalar yaratarak gösterdiler de gerçekten..
Ama unutacağız..
Yıllardır unuttuğumuz gibi, gene unutacağız!..
Çünkü asıl engelli olanlar bizleriz..
Hatırlama engellisi!.. Unutma özürlüsü bizler!."
"Unutacağız" demişim, 17 Mart günü.. Sözümü tuttum ve unuttum.
Çünkü asıl engelli benim.. Biziz.. Tüm medya..
Biz aslında Utanma Engellisiyiz!..

20 Ağustos 2015 Perşembe

ENGELLİLER İÇİN BARTIN, AMASRA, SAFRANBOLU, KASTAMONU, ILGAZ





Bartın

Çocukluğum iki senesini geçirdiğim Bartın’a yıllar sonra engelli gözü ile ziyaret ettim. Bütün yerleşim yerlerinde yaşanan sorunların aynen burada da geçerli olduğunu belirtip, Bartın’ın önemli bir tatil merkezlerindeki gözlemlerimize geçelim.

İnkumu



Sahil boyunca yer alan caddede boydan boya tekerlekli sandalye ile rahatça gezebilirsiniz. Sandalye için düzenlemeler yapılmış. Yeme içme yerleri de müsait. Tanıtım sayfalarında engelliye uygun notu bulunmasa da bazı tesisler oldukça müsait. Ben Sunset otelde kaldım. (İki kişi için yaklaşık 200 tl) Fazla bir sorun yaşamadım.Denize girmede zorluklar yaşanır. Zira kumsalı aşıp denize ulaşmada bir önlem göremedim.
Karadeniz’de tatil yapmak isteyen engelliler için bir seçenek olarak düşünebilirsiniz.

Amasra

Batı Karadeniz bölgesinin en önemli tatil bölgesi olan Amasra genel olarak tekerlekli sandalyeye uygun sayılabilir. Bu ifade ile tamamıyla uygun manasını çıkarmayın. Biliyorsunuz bizler bu konulara ülkemizde dört dörtlük bir yerleşim yeri bulmamız mümkün değil. Ufak tefek düzenlemeler olması bile bize yeterli gelebiliyor. Amasra’nın içinde sahilde büyük limanda ve küçük limanda gezebilmek ve yeme içme ihtiyaçlarını karşılamak mümkün. Burada da engelliye uygun bir tesis bulamadım. Kaldırımların işgal altında olması (aslında kaldırım yükseklikleri uygun yapılmıştır), parke yollar ve yokuş sokaklar bizlere önemli zorluklar yaşatmıştır. Tarihi çarsının olduğu dar sokakta kalabalıkta güçlük yaşanacağı olasıdır.


Yollarda engelli araç park yerlerinin bulunduğu ve limandaki park yerinde iyi korunan engelli oto park yerinin bulunması bize olumlu bir intiba yaratmıştır
Günübirlik bir gezinti yapma amacıyla buraya gelebilir ve güzel bir gün geçirebilirsiniz.



Safranbolu


İşte tekerlekli sandalye ile gidilmemesi gereken yerlere iyi bir örnek. Gezmeniz mümkün değil. Sadece araba ile bir tur atıp önemli bir yere sahip olan meşhur evleri uzaktan görebilirsiniz. Ne içlerine girebilir nede taşlı yolları nedeniyle çarşısında gezebilirsiniz. 


Ancak benim yaptığım gibi bir kahvede oturup ( oda Araçınıza park yeri bulabilirseniz. Zira engelli araç için ayrılmış hiçbir park yeri bulunmamaktadır.)güzel bir Türk kahvesi içebilirsiniz. 


Kısaca yolunuzun üstünde ise sadece içinden geçip etrafı izlemekten başka bir şey beklemeyin.

Kastamonu - Ilgaz

Batı Karadeniz’in bu güzel ve şirin ilinde tekerlekli sandalye ile  boydan boya şehri gezmeniz mümkün. Bu gezi sırasında şehrin önemli yerlerini görme imkanına sahip oluyorsunuz. Cana yakın ve yardımcı insanları ile Kastamonu da iyi bir intiba edindik. Araç parkı konusunda özel bir yer olmadığından zorluk yaşadık.
Nasrullah cami avlusunda şadırvandan su içen güvercinleri izledik ama cami onarımda olduğundan içine giremedik. Burada bu camide kurtuluş savaşında halkın desteğini sağlamak  için burada vaazlar veren Mehmet Akif Ersoy’u minnetle andık.


Nasrullah Camiinin hemen arkasında yöresel eşya ve gıda maddesi alabileceğiniz tezgahlar bulunmaktadır. Rahatça gezilip alış veriş yapılabilir.


Kalesini ancak uzaktan görebilirsiniz içine girmemiz mümkün değil. Atalarımız zamanında bunları yaparken bizleri düşünmemiş !!!!. Ama günümüzde de bizleri düşünmeyen yetkililerimiz yok değil.Şehri yukardan gören saat kulesindeki basamakların yanında bir rampa yapılmaması,gene müzesinin girişine rampa konulmaması gibi.






Müzesinde taş lahitlerin yanında Büyük Önderimizin özel eşyaları da bulunmaktadır. Biliyorsunuz Atamız Kastamonu’ya özel bir önem vermiş ve Şapka devrimini burada yapmıştır. Müzesinde On’a özel bir  yer ayrılmış ve hatırası yaşatılmaktadır. Müze hakkında Kastamonu Müzesi linkinden bilgi alabilirsiniz. Ama ne yazık ki bu tanıtımda Atatürk’ten ve içindeki eşyalarından bahsedilmemiş olması beni çok üzdü. Nedir bu davranışın sebebi cidden anlamakta zorlanıyorum. Belirttiğim gibi Tekerlekli sandalye için girişe rampa olmaması önemli bir sorun. Ancak Müdüründen Güvenlik görevlisine kadar güzel insanların candan yardımı ile Müzeye girebildik. Ama üst katına çıkmamız mümkün değildi. Bu olumsuzluğun giderilmesi için Turizm ve Kültür Bakanlığına detaylı bir yazı yazdım. İnşallah yetkililer bizler için kısa zamanda bir düzenleme yaparlar. Ümitli miyim derseniz maalesef hayır.İnşallah yanılırım ama daha önceki girişimlere bakarak umutlu olmam için bir örnek bulunmamaktadır. Zira oradaki görevliler ve engelli kuruluşları da girişimlerde bulunmuşlar ama netice alamamışlardır.







Bu arada oradaki görevlilerden aldığım (görevlilerin benden  belirtmemi istedikleri bir bilgi) ve bana da inandırıcı gelen bir bilgiyi sizlerle paylaşmak isterim. Bu Çanakkale savaşında, kurtuluş savaşında Kastamonu’dan askere giden o kutsal insanlar için yapılan ama sonradan başka yöreler mal edilen ve çok bilinen türkülerle ilgili.”Hey onbeşli  onbeşli” ve “Çanakkale içinde vurdular beni” türkülerin aslında Kastamonu’dan savaşa gider askerler için yapıldığını ve Kastamonu türküleri olduğunu öğrendim ve bu bilgileri sizlere de iletmek isterim.
Kalacak yerleri sınırlı. Tanıtımlarında engelliye uygun yerler görülüyor. Buralarda kalabilir ve bu şirin ve güzel ilimizde birkaç gün kalıp gerek bu ilimizi ve çevresini gezebilirsiniz. Ben Kadıoğlu Konak’ında kaldım. Tam olarak tekerlekli sandalyeye uygun olmasa da gerek sahipleri olan karı kocanın gerekse çalışanların sıcak ve içten davranışları bu eksikliklerini kapatıyor.
Dönüş yolunda Ilgaz tabiat parkında bir araç turu yapabilir ve yeşile ve ormana hayran kalabilirsiniz.Kayak tesislerinin de bulunduğu bu merkezin kışın da muhteşem bir manzaraya sahip olduğu kesindir.