4 Ekim 2017 Çarşamba

ENGELLİLER İÇİN CHİCAGO

(Öncelikle bknz: http://engelsizseyyah.com/2017/08/engelliler-icin-amerika-genel-notlar/)


Şikago, Orta Batı Amerika’da Michigan Gölü kenarında kurulmuş, Illinois eyaletine bağlı bir kent. İllinois eyaletinin en büyük şehri ve Amerika’nın en büyük 3. şehri olan Şikago; gökdelenleriyle, filmleri ve müzikalleriyle özdeşleşmiş , gerçek caz ve blues müziklerinin doğduğu yerdir. Şehirleşmenin çok ileri olmasına karşın, yeşil alanlar azımsanmayacak kadar çoktur. Binalar ve doğa ahenk içinde. Sanat ve bilim müzeleri, kilometrelerce uzanan kum plajları, devasa doğa parkları ve modern mimarisiyle Şikago; kesinlikle görülmeye değer, çok yönlü bir şehirdir


Şikago yemek yemeyi sevenlerin cenneti,  fast food kültürünün kalbidir.(Bu yüzdende şehrin yarısı obez) İlk McDonalds şubesi burada açılmış. Kentte yerel ve uluslararası mutfaktan her bütçeye uygun, kaliteli ve lezzetli yemeklerin sunulduğu çok sayıda restoran yer alıyor Kentteki dünya mutfağı, sayısız restoranın sunmuş olduğu kaliteli ve nefis lezzetlerden tatma imkanı sunmakta.

Şehrin Kuşbakışı görünümü New York kadar etkileyici değil.  Bu nedenle tekne turları daha etkileyici bir alternatif olabilir. Şehirde bir çok mimari tekne turları yapıldığını ve bunlardan birisinin tekerleki sandalyeye tam uygun olduğunu öğrendim. Şirket adı Wendella. Wendella teknelerinde teknenin üstüne asansör ile erişilebiliniyormuş. Trump Kulesi dibinde erişilebilir bilet standı ve iskelesi bulunmaktadır.Ben vakit bulamadığımdan bu geziyi yapamadım. Siz giderseniz mutlaka bu geziyi yapın. Kısmet olur bir daha gidersem kesinlikle bu tura katılmayı düşünüyorum. Kısmet.

Chicago'da tekerlekli sandalye ile erişilebilecek bir çok yer bulunmakta. Bunlara müzeler, gezi alanları, spor etkinlikleri, kamu parkları, eğlence ve tiyatro gösterileri ve tabii ki özel pizzaları dahildir!. Chicago müzelerinin ve sanat galerilerinin çoğuna ilgi çekici yerler var. Ancak daha önce belirttiğim gibi burada da herhangidir engelli indirimi ve önceliği bulunmamaktadır. Ancak Chicago CityPASS ile giriş ücretinden% 50 veya daha fazla tasarruf sağlayacağından, bir çok yeri gezmeyi planlıyorsanız bu karttan satın almayı düşünmeni kesinlikle önerebilirim.
Chcago  buraya özel  tarzlı pizzası ile ünlüdür. Bu Chicago'da yaratılan ve hâlâ hizmet verilen , Pizza Hut'ta veya Little Caesar'da bulacağınız özel  pizza değil. Gerçek Chicago derin çanak pizza aslında "derin" veya kalın ve topsings ile dolu.
Chicago kaldırımlarının çoğunluğu, pürüzsüz. Ancak sert kışlardan dolayı bazı kaldırımlarda çatlaklar olabiliyor. Bazı kavşaklar yüksek olabiliyor. Tekerlekli sandalye kullananların, yükseltilmiş sokağa erişebilmek için bir ila iki blok daha yol alması gerekebiliyor ancak hemen belirteyim ki  bu kavşakların az bir kısmını oluşturmakta ve kentin genel erişilebilirliğini etkilememektedir. Tekerlekli sandalye kullanıcıları, özellikle Michigan Gölü kıyısına giden / oradan gelen bazı bölgelerde engebeli veya dik bölgelerle karşılaşacaklardır. Şehrin şehir merkezindeki alanlar büyük ölçüde düz ve gezinmesi kolay.
Kaldırımlar ve sokaklar kar yağması durumunda (ki buranın kışının ne denli yaman olduğunu burada master yapan oğlumdan duymuştum)düzenli olarak temizlenmekte ve buzlar parçalanmaktaymış Ancak kış hava koşullarında, tekerlekli sandalye kullananlar kar yağışının biriktiği alanlarda gezinmekte zorluk çekebilirler. Bu nedenle bence buraya kış aylarında gelmeyin derim.
Biz burada genellikle Yaya gezdik. Yorulduğumuz zaman kısa molalar verdik. Sadece otelden  merkeze gelmek için otele yakın olan otobüsü kullandık. Zaten gittiğimiz yerlerde otel merkezden uzaksa yakınlık durumun göre ya otobüsü ya da metroyu kullanıyoruz. New York’ta metro yakında onu kullandık burada da otobüs yakındı onu kullandık. Gezeceğimiz noktaya yakın durakta inerek ya yayan olarak yada bir diğer otobüse (veya metroya) binerek hedefimize ulaştık. Genelde gezimizi yayan yaptığımızı söyleyebilirim. Zira birçok gezi alanı birbirine çok yakın. İnip binmeye değmiyor.

Tüm mekan kapılarında özel butonlar bulunmaktadır. Buraya basarak otomatik açılan kapıdan kimsenin yardımı olmadan içeri girebiliyorsunuz. Ama çoğu zaman bunu kullanmanıza gerek almıyor. Sizden önce giren varsa ve sizi fark ederse mutlaka ama mutlaka siz girene kadar kapıyı tutuyor.
Ulaşım
Diğer ABD şehirlerinde olduğu gibi Chicago’da da tekerlekli sandalye kullanıcıları için erişilebilir iyi bir toplu taşıma sistemi var. Bu hem otobüs hem de tren hizmeti içermekte. Alınan biletlerle her ikisinden de istifade edilebiliyorsunuz.
Tekerlekli sandalye kullanıcıları, toplu taşıma seçeneklerinden birini veya daha fazlasını kullanarak şehrin her yerine erişebilir. Trenlere istasyon platformlarından kolayca erişilebilir ve hem akülü hem de manuel tekerlekli sandalye kullananlar trenleri rahatça kullanabilir. Ancak maalesef bazı  istasyonda asansör bulunmamakta.

Otobüsler, engelliler ve tekerlekli sandalye kullananlar için tamamen erişilebilir olmasını sağlayan çok sayıda erişilebilirlik özelliği ile donatılmış. Tüm otobüsler açılabilir veya alçaltılmış zemin rampaları veya asansörler ile donatılmış. Her otobüsün üzerinde iki tekerlekli sandalye sabitleme alanı bulunuyor. Her durakta ses ve kavşak duyuruları yapılmakta.




Durakta sizi fark eden sürücü hemen gerekli şekilde kaldırıma yaklaşmakta ve ön kapıda bulunan rampayı otomatik olarak açmaktadır. Tekerlekli sandalye için ayrılan yerlerde portatif olarak açılıp kapanan ve 4-5 kişinin oturduğu koltuklar bulunmaktadır. Burada oturan varsa hemen kalkmakta ve koltukları katlayarak size yer açmaktadırlar. Eğer onlar fark etmesse diğer yolcular hemen ikaz ediyorlar, onlarda fark etmesse sürücü gerekli ikazı yapıyor. Sandalyenizi otomatik olarak sabitleyen mekanizmaya kolaylıkla kitleniyorsunuz.  İnerken de özel bir düğmeye basarak sandalyeyi bu kilit mekanizmasından kolaylıkla kurtarıyorsunuz. Yani tekerlekli sandalyeli bir engelli tek başına hiçbir sorun yaşamadan yolculuk yapabiliyor. En ufak sorunda insanlar yardımcı oluyor. Sürücü sizden tamam işaretini almadan kesinlikle hareket etmiyor. Medeniyet ve engelliye saygı bu olsa gerek.

Ücretler her yöne 2,25 dolardır ama yeniden yüklenebilir Ventra kartı ile ödeme yaparsanız, yolculuk başına 2, 00 dolar ödeniyor. Biz 3 günlük kart alarak bu süre boyunca bunu rahatlıkla kullandık.
Tekerlekli sandalyeye uyumlu taksi araçları Şikago  içinde mevcut ve normal bir taksi ile aynı metre oranlarında ücret almakta. Bu taksilerde yan veya arka girişlerde tekerlekli sandalye rampaları mevcut. Tekerlekli sandalye taksileri, şehir genelinde ve her iki havaalanı havaalanında da talep üzerine, ortalama 15 dakikadan daha kısa bekleme süreleri ile çağrıla biliniyor. Sürücüler  tekerlekli sandalye kullananlara bu özel taksi içinde ve dışında yardımcı oluyorlar. Kredi kartı ile ödeme yapmak mümkün.
Şimdi gezmeye başlayalım. Gezi sırasıyla yazmaya gayret edeceğim. İlk önce otobüsle ulaştığımız Adler planetaryumundayız.

Adler Planetaryumu


Öncelikle mekânın etrafını gezmeye başlıyoruz. Yemyeşil alan. Çimenlerde dinlenen insanlar, gölde yüzen güneşlenen insanlar ve park yerinde klasik sarı renkli onlarca okul otobüsleri bizi karşılıyor. Hafif meyilli mekanlarda gezerek binaya yaklaşıyoruz.


Hayırsever Max Adler tarafından 1930 yılında kurulmuş astronomi müzesidir. Batı Yarımkürede ilk inşa edilen planetaryumdur ve bu alandan multimedya gökyüzü gösterileri sunulmakta. Astronomiye ve astrofizik araştırmalara adanmış bir kamu müzesi olma özelliği taşıyor. Chicago gezilecek yerler listenizde bulundurmak isteyeceğiniz Adler Planetaryumunda  1971 tarihinde aydan getirilen ufak kaya parçası gibi ilginizi cezbedebilecek materyaller de bulunuyor.



Tekerlekli sandalyeliler sadece Güney Girişinden girebiliyorlar. Burada bulunan her bölüme ve her gösteri yerine rahatlıkla girmeniz mümkün. Tekerlekli sandalyeler için iki açık alanlar var ve bunlar mekanın en iyi kısımda bulunmaktadır. Tekerlekli sandalye kullanan ziyaretçiler  asansörde onlara yardımcı olan (Adler mavi ceket çalışanlar), Görev Uzmanlarından  sorarak istedikleri yere rahatlıkla erişebilir. Bir kafe ile birlikte tuvaletler orta kısımda bulunmaktadır.

Tüm dış gezilerimde gözlemlendiğim ve bir Türk vatandaşı olarak üzüntü duyduğum konuyu burada da belirtmek isterim. Burada yüzlerce çocuk bilimle iç içe yaşıyor. Tüm bilgisayarlar onların hizmetinde. Her şeyi yaşayarak görerek öğreniyorlar. Bizim çocuklarla bu çocukların ayni imkanlarda eğitim gördüğünü söylememiz mümkün değil. Bu nedenle bu ülkelerle farkı kapatmak bir yana her gün daha gerilerde kalacağımız bilmek hiçte sır değil. 
Maalesef.




Mekanın terasında muhteşem Şikago manzarası bulunmakta. Burada bol bol resim çektirdik.


Bundan sonra hedefimiz buraya yakın olan akvaryum.

Shedd Akvaryumu




Chicago gezilecek yerler açısından ziyaretçilerine farklı seçenekler sunuyor. Shedd Akvaryumu da bu alternatifler arasında dikkat çekmeyi başarıyor. Dünyanın en büyük kapalı tuzlu su akvaryumları içinde bulunan Shedd Akvaryumu, 32.000 üzerinde canlıya ev sahipliği yapıyor. Balina, köpek balığı, yunus ve pinhana gibi çeşitli balıkları görebileceğiniz akvaryum içinde hediyelik eşya alabileceğiniz oldukça büyük bir mağaza da bulunuyor. Burası 1930 tarihinde açılmış. Şehrin tanınmış işadamı John Graves Shedd: akvaryum kurulması için 1924 yılında: 2 milyon dolar para bağışlamıştır. Tuvaleti mevcut.


Akvaryumun tekerlekli sandalye girişi güneybatı tarafında. Müze kampüsündeki işaretler sizi o girişe yönlendiriyor. İçinde engelli tuvaleti bulunmakta. Her bilet, akvaryum tiyatrosunda gösterilen 4 boyutlu filmlerden birini izlemek için bir geçiş içeriyor. Kesinlikle tavsiye ederim! Tekerlekli sandalyeler tiyatronun arka kısmında yer alıyor.


Burada görülmesi gereken yerlerin başında yer alan bu akvaryum her yönü ile tekerlekli sandalyeye uygun. İçinde birçok engelli tuvaleti var. Ayrıca gene her yerde olduğu gibi burada da bol bol  yeme içme yerleri bulunmakta. İlginç deniz canlılarını görmek için 3-4 saatinizi buraya ayırın.


Field Doğal Tarih Müzesi




Akvaryum çıkışı hedefimiz hemen yakında bulunan Grand park. Ama yol üzerinde bulunan bu müze binasını atlamak olmaz Naturel History Field Müzesi olarak isimlendirilir. Müzede 21 milyon yıl öncesine ait örnekler bulunmakta. Bunlar arasında özellikle geniş bir koleksiyon oluşturan “dinazor” iskeletleri görülmeye değermiş. Müzede, ayrıca: dünyanın dört bir yanından gelen elmas ve değerli taşlara ait geniş bir koleksiyon görülür.
Müzenin diğer ilginç bölümü: Mısır uygarlığına ait 23 insan ve birçok hayvan mumyasının bulunmasıdır.
Bu bilgileri size iletiyorum ama maalesef vakit darlığı (zira paramıza göre pek ucuz olmayan giriş ücretini ödemişken buraya uzun zaman ayrılması gerekir. Yoksa yarım saatlik bir gezi için bu parayı ödemek doğrusu gereksiz geliyor) nedeniyle içeri giremiyor, binanın resmini çekmekle yetiniyoruz.  İnşallah bir dahaki sefere.


Hedef hemen karşıdaki Grant park.

 Grant Park



319 dönümlük park alanıdır. 1847 yılında yapımı tamamlanmıştır.1871 büyük yangınından sonra, şehrin bütün enkazı buraya gömülür. 1911 sonrası inşaat yapılmasına izin verilmeden kamuya açık hale getirilmiştir.


Maggie Daley, Millennium Parkı, Art Institute of Chicago, Buckingham Çeşmesi, botanik bahçesi ve Hutchinson Field gibi mekanları da içerisine alan Grant Park, yüksek binalarla çevrili şehre doğal bir enerji katıyor. Adı gibi gerçekten büyük bir alanı kapsıyor.


Dünyanın en büyük çeşmelerinden biri olan Buckingham Çeşmesi, parkın merkezinde yer alıyor. Fıskiyelerin yarattığı su gösterilerini ilgi ile izliyoruz Burada en çok vaktimizi. Bu ilginç havuzda geçiriyoruz ve bol bol resim çekiyoruz.


Parkın yolakları tekerlekli sandalye kullananlar tarafından tamamen erişilebilir durumdadır ve rampalar her merdivenin yakınında bulunmaktadır. Grant Park ayrıca Millennium Park alt parkına ev sahipliği yapmaktadır.


Bu arada müze tarafından girişte bulunan kulübede mola verip değişik ve güzel bir tadı olan hot doğ yemeği sizde ihmal etmeyin. Pişman olmasınız.



Millennium Park

Batısında Michigan Bulvarı, doğusunda Columbus Yolu, kuzeyinde Randolph Caddesi ve güneyinde Monroe Caddesi ile çevrelenen Millennium Park, şehrin sembolik buluşma noktaları arasında yer alıyor.  Michigan gölü kıyı şeridine yakın alanda kurulu yaklaşık 100.000 m2 alana sahip ünlü bir park. Üzeri parlak metaller ile çevrili olan Jay Pritzker Pavilion, fütüristik yapısıyla ziyaretçilerini büyülemeyi başarıyor. Aynı zamanda açık konser alanı olarak kullanılan Millennium Park avlusunda çeşitli etkinlikler de düzenleniyor.


Millennium Park, sezona bağlı olarak çeşitli sanat teçhizatlarının yanı sıra buz pateni ve patinaj pisti sunmaktadır. Park, her merdivene yakın rampa ve iyi korunmuş yürüyüş yollarıyla tamamen erişilebilir durumda olup rahatça gezilebilir.

The Crown Fountain : Parkın hemen girişinde meydanda 15 m. yüksekliğindeki duvarları, LED ekrandan yapılmış cam blok yapılı anıttır ; İspanyol Jaume Plensa tarafından tasarlanmıştır. Cam blokların yüzeyinde 1000 başarılı Şikago’lunun portreleri video olarak görüntülenmektedir. Zaman dilimleriyle bu portrelerin ağızlarından fıskiye ile su akar. Özellikle bu anı çocuklar kaçırmaz ve su altında eğlenirler. Su, akan hayatı sembolize ediyormuş..




Jay Pritzker Pavilion : Frank Gehry tarafından tasarlanan ve paslanmaz çelikten oluşan, park içinde bulunan bir konser alanıdır.4000′ i koltuk, 7000 kişide çimende oturarak büyük bir konsere ev sahipliği yapabilir. Ses akustiği gayet iyidir. Yerden yaklaşık 35 m. yükseklikteki çelik boru – kafes şeritler, konser alanının açıkta kalan (çim) kısmına arena havasını katar. Burası Grant Park Music Festival‘i ve Gospel Fest gibi ilk bahar ve sonbahar festivallerinde ücretsiz konserlere ev sahipliği yapar. Bizde gezimiz sırasında festivale denk geldik ve bu alanda konser izledik.


Cloud Gate (Bean)



Cloud Gate : İngiliz sanatçı Anish  Kapoor tasarımlı yapı, 110 ton ağırlıkta ve 60 x 30 m. boyutlarında. Sıvı cıva damlası görünümlü dev metal nesne, pürüzsüz yüzeyiyle ayna gibi gökyüzünü ve bulutları yansıtmakta. Bu alanda kendinizi de bulut ve gökdelen sulieti eşliğinde ölümsüzleştirebilirsiniz. Bu sanat eseri; ters duran bir fasulye tanesini andırıyor ve altından geçmek mümkün.


Millennium Park’ta bulunan bu devasa çelik fasulye (Bean) heykeli, hiç tartışmasız şehrin en dikkat çeken eserlerinin başında geliyor. Çevredeki gökdelenlerin siluetini yansıtan harika heykel, sıra dışı dizaynıyla göz dolduruyor. Chicago’yu ziyarete gelen hemen hemen herkes, Cloud Gate önünde fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmiyor. Tabi bizde eksik kalmadık ve bol bol resim çektik. Çok ilginç bir obje.



Navy Pier






Burası Şikago gezimiz boyunca en fazla uğradığımız yer. Akşam yemeklerini burada bulunan restoranlarda yemeği tercih ettik. Bilhassa akşamları cıvıl cıvıl bir yer.


Navy Pear: Michigan gölü kıyısında, yaklaşık 1 km. uzunluk , 90 m. genişlikte sahil şeridine ( iskele ) sahip dinlenme eğlence ve park alanı. İskele ilk olarak: 1916 yılında yapılmış. İskele, zamanında dünyanın en büyük iskelesiymiş. Dünya Savaşı gazilerinin onuruna “Navy Pier” olarak isimlendirilmiş.


1992 yılında başlayan yenileme çalışmaları, 1994 yılında tamamlanmış. Sonuçta, Chicago şehir alanında, çok başarılı bir eğlence merkezi ortaya çıkmış. Bölgeye: fast food büfeleri, dükkanlar, bir balo salonu, bir konser sahnesi ve kongre-sergi salonu dahil edilmiştir. Ayrıca: bir dönme dolap, bir IMAX sinema salonu, Shakespeare oyunları sergilenen bir tiyatro, Funhouse (çeşitli aynalardan oluşan) bir Chicago çocuk müzesi, Vitray Windows Smith Müzesi eklenmiş.


Chicago gezilecek yerler listenizde mutlaka bulundurmak isteyeceğiniz Navy Piyer’de, Cruise gemileri ile çeşitli gezilere katılabilir veya lunaparkta gönlünüzce eğlenebilirsiniz.Buraya mutlaka geçede gelmelisiniz. Renk cümbüşü, insan kalabalıklığı ve ışıl ışıl Şikago manzarası  ile ilginizi mutlaka çekecektir.




Polks Bros Park'ta bulunan çeşmeler yaz aylarında sıcaklardan bunalan çocukların serinleme yeridir. Eğer siz de sıcaklardan bunalırsanız çocuklar gibi bu çeşmelerin altında serinleyebilirsiniz. Bizde burada suların altında güzel zamanlar geçirdik.


Akşamüstü burada yapacağınız bir yürüyüş, güzel bir restoranda göl manzarası ve gün batımı eşliğinde yiyeceğiniz bir yemek ve sonrasında katılacağınız güzel bir etkinlik size güzel bir tecrübe yaşatacaktır.


Burası aynı zamanda liman olduğu için, bölgede tekneler aracılığıyla güzel bir nehir turuna çıkabilirsiniz. Bazı teknelerde romantik akşam yemeği yemek de mümkündür.


Tekne turu ücretleri:  Yetişkinler: 26 Dolar / 12 yaş altı çocuklar: 7 Dolar / 12 – 17 yaş arası çocuklar: 14 Dolar

Lincoln Park


Bu günkü gezimizin başlangıç noktası burası. Otelimizden sonra iki otobüs yolculuğu ile buraya ulaştık.


Lincoln Park Zoo – hayvanat bahçesi (ücretsiz), Lincoln Park konservatuarını, Theatre on the Lake – göl tiyatrosunu, Chicago History Museum, the Peggy Notebaert Nature Museum, North Avenue Beach ve Oak Street Beach plaj alanlarını, Lincoln park kültür merkezini, Alfred Caldwell Lily Havuzunu, Abraham Lincoln ve diğer heykelleri de içine alan çok geniş bir sahada yer almaktadır. İyi bir dinlenme alanı olduğu kadar, restoran, bar ve hayvanat bahçesi ile eğlence mekan.


Şehrin stresini atabilmek için de farklı alternatifler sunuluyor. Bisiklet parkurları, yürüyüş yolları, oyun ve dinlenme alanları sayesinde günün yorgunluğunu atmanız kolaylaşıyor. Her yönü ile tekerlekli sandalyeye uygun.  Daha doğal olan bu parkta gezinmekte rahat ve dinlendirici. Mutlaka gidin.

Lincoln Park Zoo



Zoo Park : The Association of Zoos and Aquariums (AZA) ” hayvanlar ve akvaryumlar birliği ” ne ait 35 dönümlük parktır. Kuruluşu 1868 lere uzanır. İçinde 200 tür ve 1000’in üstünde hayvana ev sahipliği yapar Lincoln Park içindeki tarihi hayvanat bahçesi, Chicago gezilecek yerler planınıza dahil etmek isteyeceğiniz lokasyonlar arasında bulunuyor. Haftanın her günü 10:00-17:00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebilen Lincoln Park Zoo’da goril, zürafa, zebra, aslan, maymun ve gergedan gibi farklı hayvan türlerini görebilmek mümkün oluyor.







Michigan Avenue-Magnificent Mile


Amerika’nın en göz alıcı bulvarlarından biri olan Michigan Avenue, John Hancock Center, Wrigley Binası ve Tribune Kulesi gibi yapılara da ev sahipliği yapıyor.


Madison Caddesini kuzey ve güney olarak bölen Michigan Meydanı’nın kuzey bölümünde bulunan ünlü Magnificent Mile üzerinde, gezebileceğiniz ya da alışveriş yapabileceğiniz çok sayıda galeri, butik ve lüks mağaza yer alıyor. Düz bir cadde olan caddeyi çeşitli zamanlarda bol bol gezdik.


Art Institute of Chicago






Müze; Grant Park içinde, S Michigan Avenue ve Adams Center bölgesinde yer alır.Müzenin girişinde: ziyaretçileri iki büyük aslan karşılıyor.


Dünya standartlarındaki müzelerden biri olan The Art Institute of Chicago‘da (Şikago Sanat Enstitüsü), geçmişi asırlara dayanan resim, heykel, dekoratif işleme, dokuma ve mimari çizim gibi sayısız eser yer alıyor. Şehrin en ünlü bu müzesinde, dünyanın dört bir yanından gelen sanat eserlerinin bulunduğu geniş bir koleksiyon sergilenmekte. Burada gezdiğimiz tek müze burası oldu. Mutlaka 2-3 saatinizi buraya ayırın derim. Giriş ücretli.


Tekerlekli sandalyeye uygun ve engelli tuvaletleri mevcut. Aslında Amerika için bunları belirtmemiz gereksiz ama alışkanlık işte.


John Hancock Merkezi & 360 Chicago



Fazlur Khan tarafından tasarlanan John Hancock Merkezi, 457 metre yüksekliği ile şehrin en çok ilgi çeken gökdelenleri arasında yer alıyor. İçerisinde dükkan, ofis, lokanta ve daire gibi sosyal alanlar bulunan binanın koyu renk çapraz çelik görünümlü tasarımı göz dolduruyor. Ziyaretçiler için hazırlanan 94. kattaki gözlemevi (360 Chicago), Chicago manzarasını 360 dereceyle izleyebilmenize de olanak tanıyor


 360 CHICAGO'nun manzaraları, binanın büyük göle daha yakın olması nedeniyle Willis Kulesi'nden daha etkileyici olduğu söylense de biz tercihimiz Willis’ten yana kullandığımızdan buraya çıkmadık.
360 CHICAGO tekerlekli sandalyeye erişilebilir. CityPASS olmadan giriş ücreti yetişkinler için 20 $ 'dır.
Buraya çıkmadık ama hemen yakınında bulunan The Cheesecake  factory’de nefis bir c cheesecake  yemeden geçemedik. 250 çeşit menü içinde yaklaşık 50 çeşit cheesecake ve tatlı çeşidi bulunmakta. Menüdeki kalorilerine fazla takılmayın, bir daha nerde yiyeceksiniz. Hem bol bol dolaşıyorsunuz bu kalörileri rahatça yakarsınız. Tavsiye ederim.




Willis Kulesi & Skydeck Chicago


Şikagoda görmeyi önceden planladığımız bina burası. Şehirdeki görülmesi gereken yerlerin en üst sırasında bulunan Willis Kulesi, eski adıyla Sears Tower dünyanın en yüksek gökdelenlerinden biridir. 440 metre yüksekliğindeki 110 katlı bu gökdelen içerisinde çeşitli ofisler yer almakta, fakat turizm açısından önemli kısmı olan Sky Deck katı gökdelenin yani gökdelenin teras bölümü 360 derecelik Şikago manzarasına sahiptir.


Şikago’yu ayaklarınızın altında hissetmek ve bulutsuz günlerde çevredeki dört eyaleti de görmek mümkünmüş. Bu terasta kuş bakışı seyir keyfi yaşamak istiyorsanız biletinizi önceden ayırmalısınız. Aksi takdirde sırayı görüp vazgeçebilirsiniz. Özellikle yaz aylarında hafta sonları öğle saatlerinde çok uzun bir kuyruk oluşmaktaymış. Biz Haziran ayı başında oradaydık. Gene de kuyruk vardı. Herhangi bir öncelik olmadan sıraya girdik.  70 saniyede zeminden Skydeck'e çıkan asansör ile tepeye çıktık.   


Yukarıdaki seyir katının her bir yönünden şehri rahatça izledik. Bol bol resim çektik.


103.kat ve 412 yükseklikteki  Skydeck, camlı gözlem alanından, kentin batıda kalan kısmını yarım daire alanı olarak ayaklarınız altında izleyebiliyorsunuz. Sizi gökyüzü ile buluşturan ve tamamı dayanıklı camlardan imal edilen Skydeck gözlem bölümü, şehri kelimenin tam anlamıyla ayaklarınızın altına seriyor. Skydeck tekerlekli sandalyeye açıktır. 2009'da eklenen "The Ledge", Skydeck'in en çok konuşulan özelliği. Binanın yanından dört metre uzanan üç cam kutu, ziyaretçilere Wacker Drive üzerinden camın üzerinde dururken (veya otururken) inanılmaz fotoğraflar çekmenize izin veriyor. Aşağıdaki caddenin 1,353 fit yüksekliğinde cam bir kutuya ağır bir tekerlekli sandalye götürmek konusunda endişe ediyorsanız, güvende! Cam zemin yaklaşık 5 ton ağırlığa sahip olabilir ve kimse henüz düşmemiş. Tabi bu kadar meşhur olunca buraya girmek ve resim çektirmek için epey bir zaman beklemeniz gerekiyor. Ama beklemeye değer bir yer. Zaten sadece resim çektirebiliyorsunuz. Fazla etrafa bakma zamanınız yok.


Cam kabin içerisinde kuş bakışı şehri izleyebileceğiniz bu gökdelen içerisinde aynı zamanda bir kafeterya ve hediyelik eşya dükkanı var.  Biz gene de belirtelim. Burada da engelli tuvaleti bulunmaktadır.


2009 yılında Londra merkezli sigorta şirketi “Willis Group Holdings” binanın bir kısmını kiralamış ve binanın adlandırma hakkını elde etmiştir. Önceleri “Sears Tower” olarak bilinen bina , 16 Temmuz 2009 tarihinde, resmen “Willis Tower” adını almıştır .Bu gün için ABD nin en yüksek 2.binasıdır..Uzun süre (1998′ e kadar) dünyanın en yüksek binası olma rekoruna da sahip olmuştur. Lüks ofisleri ve daireleri ile şehrin prestij merkezleri arasında gösteriliyor


Kulenin tepesinde uçakların binayı fark edebilmeleri için iki tane büyük anten yapılmıştır. Bu antenler özel günlere göre kırmızı veya yeşil renkte yanmaktadır. Sevgililer Günü, Bağımsızlık Günü, Kansere Karşı Koy gibi gün ve etkinliklerde kırmızı renkte, Dünya Günü, St. Patrick's Günü gibi günlerde de yeşil renkte yanmaktaymış.


Yazları ; saat 09.00-22.00 , sonbahar & kış ; 10.00-20.00 arası ziyarete açık. Giriş 19 dolar.

Şikago belirttiğim gibi mutlaka görülmesi, yaşanması gereken bir şehir. Her yönü ile tekerlekli sandalyeye uygun. ABD seyahati planlıyorsanız mutlaka bu şehri gezi planınıza koyun. Fırsatım olursa tekrar girmeyi isterim.





.

3 Ağustos 2017 Perşembe


ENGELLİLER İÇİN WASHİNGTON




8 günlük New York gezimizin içinde günübirlik gittiğimiz Washington New York’un karmaşasından sonra çok sessiz ve sakin bir yer olarak göründü bizlere. Düzgün bir şehirleşme yapısına ve planına sahiptir. Düzenli ve bakımlı ve düz olması nedeniyle engelliye çok uygun bir şehir. Geniş meydanlar, birbirine neredeyse tamamen paralel, geniş sokak ve caddeler ve şehrin görüntüsünü bozmayacak alçak binalar ilk göze çarpan özelliklerdir. New York’un aksine burada hiç gökdelen yok. Beyaz Saray, ABD Kongresi, ABD Yüksek Mahkemesi ,Dünya ülkelerinin büyükelçilikleri, kabine sekreterlikleri (bakanlıklar) gibi bütün federal kurumlar bu kentte yer alır.


Gezi planımızda içinde 10 saat otobüs yolculuğunu da düşünüldüğünde bir gün ayırdığımız bu gezimizde bu şehrin tüm önemli yerlerini görmemiz mümkün olamadı. “Genel olarak Amerika Notları”yazımızda belirttiğimiz otobüs sorunu nedeniyle kaybettiğimiz iki saat de bize en azından bir müzeyi görme fırsatını da elimizden almış oldu.(Bknz: “Genel olarak Amerika Notları )Biz gezimizi yaya olarak yaptık. Ama süreniz uygun ise gezi otobüslerini tercih edin. Daha kısa sürede daha fazla yer görme imkanınız olur. Ama 2-3 gün zaman ayırırsanız yaya olar ak rahatça gezmeniz mümkün. Buranın en güzel özelliği ise; gezilip görülecek yerlerin çoğunun birbirine yürüme mesafesinde olmalarıdır.


Washington,  Amerika Birleşik Devletleri listesinde Tekerlekli sandalye en uygun  5 şehrinden birisi. Şehir tekerlekli sandalye ile erişilebilirlikte dünyanın sayılı şehirlerinden. Sabah 7’de planladığımız hareket saati dokuz da gerçekleşti.  BigBus firmasının nispeten eski otobüsü ile yaklaşık 5 saatte Washington'a ulaştık. Ama sizlere, böyle günü birlik gezi için otobüs yolculuğunu tavsiye etmem. Treni tercih edin derim.
Washington'da toplu taşıma sistemi engelli ve tekerlekli sandalye kullanıcıları için tamamen erişilebilir. Tekerlekli sandalyeniz ile her tarafı rahatlıkla gezebilirsiniz.


Şimdi gezimize başlayabiliriz. Gezimize otobüsün indirdiği yer olan Union istasyonundan başlayarak sırasıyla devam edelim.

Union Station Plaza




Union Station Plaza üzerindeki bina 1908 yapımıdır. Yıllık 30 milyon ziyaretçi alan bu komplekste ; 130 kadar mağaza , restoran , hediyelik eşya - oyuncak vs. her şey bulmak mümkün. Aynı zamanda dünya standartlarında sergilere ve uluslararası kültürel etkinlikler için bir mekan olarak da hizmet vermektedir. Tekerlekli sandalyeye uygun ve içerideki tüm tuvaletler engelliye uygundur.


İstasyonun yanı başında National Postal Museum bulunmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri Posta işletmeleri tarihini ve dünya posta hizmetlerini kapsayan sergi, dokümanlar içeren bir müze olduğunu öğrendiğim binaya girmeden önünden geçip resmini çekmekle yetindik.



US Capitol Hill -Kongre binası





İstasyon ve müzeyi arkamıza alıp yürüdüğümüzde, Sağlı sollu ağaçlık ve yeşil arazinin oluşturduğu Senato Parklarına ait geniş alanlardayız. Bu parklar 2 adet olup ; Lower / alt park ( ki burası oturma & yürüme alanları yanı sıra dikdörtgen sığ bir havuz alanını içermektedir ) ve Upper / üst Park’tan ibarettir. Hareket noktamızdan yaklaşık 200 m. kadar sonra yürümekte olduğumuz caddeden karşımızda Senatonun ( Capitol ) kubbesi rahatlıkla görülmekte. Yürüdüğümüz bu yollar sağlı sollu çiçekler ile kaplı , araç park alanlarıdır. Sağımızda kalan meyilli yoldan çıkarak, Upper / Üst Senato park meydanına geliyoruz.





Amerikan Kongre Binası Amerika Birleşik Devletlerinin yönetimini yürüten ABD Kongresinin ikamet yeridir. Yıllarca çeşitli şekilde resimlerini gördüğümüz bu heybetli bina bizleri etkiliyor. Platformun ortasında etrafı rengarenk çiçeklerle dolu, fıskiyeli havuz başında arka fonda Senato binasını da alıp bir fotoğraf çektiriyoruz.


Bu düz ve geniş alanda hem binayı seyrediyoruz hem de bol bol resim çektiriyoruz. Bu platformdan inerek dekoratif olarak yapılmış minik şelaleli havuz alanıyla, ayrıca sığ olan büyük dikdörtgen havuzun yer aldığı Lower / Alt Senato Park meydanına ulaşılıyor.

The Mall



Alt senato parkından hemen sonra bu park alanına geliyoruz. National Mall, geniş bir alanı kapsıyor. İnsanlar burada rahatlıkla dinleniyor ve çeşitli aktivitelere katılıyorlar. Mall, her yıl ortalama 25 milyon ziyaretçiyi ağırlıyormuş. Tabi burada da mangal yok ve her yer tertemiz.


Bu alanda Smithsonian Institute’un çok sayıda müzesi bulunur ve bu müzeler ücretsiz olarak gezilebilir.


Burası Başkent’in tarihine ev sahipliği yapan kalabalık, hareketli gezi alanı. 24 saat halka açık olan bu kamusal park alanı, kentin kalbindedir. Buradaki tüm gezi aktiviteleri , müzeler vs. ücretsizdir.




Washington Monument




169 metre ile dünyanın en yüksek dikili taş unvanına sahip olan bu anıt, Amerika'nın ilk cumhurbaşkanı George Washington anısına yapılmıştır. Açılışı 1885 yılıdır. Kurşun kalemi anımsattığı için yerliler arasında ‘the pencil’ olarak nitelendirilen bu beyaz mermerden yapılı anıt, Amerika tarihinin en önemli simgelerinden sayılıyor. Anıtın yapımı sırasında her bir eyaletten ve dünyanın değişik yerlerinden hediye edilen 193 hatıra taşı iç duvarlara yerleştirildi. Anıtta, ABD ve Osmanlı devletlerinin dostluğunun simgesi olarak 1854 yılında yerleştirilmiş Osmanlıca kitabe de vardır..


Şehrin panoramatik manzarasını görmek için tek noktalardan biri olduğundan çok rağbet görüyor. Açık olduğu döneme denk gelirseniz giriş ücretsiz. Anıtın tamamen tekerlekli sandalye erişilebilir. Bizde etrafında turladık ve resim çektik.



The White House - Beyaz Saray




Beyaz Saray , Amerika Birleşik Devletleri devlet başkanlarının Washington’da bulunan resmi ikametgahı dır.


1792-1800 tarihleri arasında yapılmıştır. Amerika Birleşik Devletlerinin federal başkenti olan Washington’daki çok sayıda resmi binanın en önemlisidir. White House’u gezmek ise tahmin edeceğiniz üzere pek kolay değildir. Belli bir kısmı ziyaretçilere açık olan White House’u gezebilmek için en az altı ay önceden rezervasyon yaptırmanız gerekiyormuş. Turlar ücretsizmiş. Böyle bir rezervasyon yaptırmadığımız için önünde resim çektirmekle ve binayı seyretmekle yetindik.


Washington Müzeleri





Her ne kadar zaman darlığımız nedeniyle hiçbir müzeyi gezemesek de hepsinin tekerlekli sandalye ye uygun olduğunu ve de ücretsiz olduğunu belirtmek isterim. Bir ada üzerinde hepsi birbirine komşu olan bu müzeleri gezmek için epey bir zaman ayırmanız gerekiyor.





ENGELLİLER İÇİN AMERİKA (GENEL NOTLAR)


Amerika’ya gitmeden önce gerek okuduğum yazılarda ve gerekse gidenlerin anlattıklarından engelliler için tam olarak engellilere uygun olduğu belirtiliyordu. Hatta daha ileriye giden yorumlarda engellilere VİP muamelesi yapıldığı anlatılıyordu. Bu bende gitmeyi planladığım gezi öncesi fazlasıyla rahatlık hissi yaratmaktaydı. Gözümde büyüyen uçak yolculuğu dışında ABD gezimde fazla bir sıkıntı çekmeyeceğim yönünde duygulara sahip olmuştum.
Uzun uçak yolculuğu için bulduğum çözüm ABD’ye aktarmalı gitmekti. Bu nedenle tüm gezilerimde tercih ettiğim THY yerine British  Airways ile yolculuk yapmamı gerektirdi. Böylece bir kıyaslama yapma şansımda doğacaktı. Ama bu konuda uçak bazında bir farklılık yoktu. Ayni uçak ayni koltuklar ve ayni yaklaşım. Sadece diller farklı. Bu yolculuklarda asıl farklılık Havaalanı işletmelerinde. Bizde ve diğer havaalanlarında asistan hizmetlerinde fazla fark olmamasına karşın, İstanbul havaalanlarında yaşadığım birkaç olumsuzluk nedeniyle aksaklık olabilir endişesini, diğer ülke havaalanlarında nedense duymadım. Gerçekten de diğer ülke havaalanlarında bu yönde bir sıkıntı yaşamadım. İlgili görevliler benden önce uçak girişinde oluyorlardı. Bizde ise genel olarak sebep olarak “yetersiz eleman” olması söylendiğinden görevlinin gelmemesi endişesi hep yaşanmaktadır.
Ancak asıl fark “kabin içi sandalye” de olmaktadır. Bizde bu araçlar eski ve birçoğunda zaten az sayıda olan emniyet kemeri bozuk olmaktadır. Bu nedenle her an düşme tehlikesi bulunmaktadır. Bir defasında da da bunu yaşamış bulunmaktayım. Dışarıdaki hava alanlarında yeni ve en az 3-4 kemerli sandalyelerle paketlendiğimden herhangi bir düşme tehlikesi olmamaktadır. Ayrıca elemanlarda bu konuda oldukça titiz davranmaktadırlar. Konuyu birkaç defa bizdeki ilgililere bildirdiysem de halen bir değişiklik görmemekteyim. İnşallah düzelir diyelim ve ABD yolculuğumuza dönelim.



 

ABD’nin önemli 3 şehrinde yaptığım gözlemlerde ulaştığım en önemli sonuç  her mekanın tekerlekli sandalye için uygun planlandığı ve ulaşılabilirliğin üst düzeyde olduğudur. Gene buradaki önemli gözlemim görevlilerin ve insanların engelli insanlara her zaman yardımcı olmaları ve öncelik tanımalarıdır.
Tüm ulaşım araçları tekerlekli sandalye ye uygun önlemlerle donatılmış. Metro ve otobüslerin yanında trafikte yeterli sayıda tekerlekli sandalyeliye uygun taksiler bulunmaktadır.  Metrolarda önemli sayıda durakta asansör bulunmaktadır. Tüm gezim boyunca defalarca kullandığım bu asansörlerde sadece bir defa arıza durumu ile karşılaştım.  Asansörlerde bunun için teknik yardım butonu bulunmaktadır. Bir kaç defa yanlışlıkla bastığım bu düğmeden hemen sesli yanıt aldım. Ama kadere bakın ki nedense arızalı asansörde bir türlü bu yoldan yetkiliye ulaşamadım. Kötü bir rastlantı diyelim. Bu durumda bir sonraki istasyona gidip oradan metroya ulaştım. Bu arada tek sorun ne derseniz, asansörlerdeki kötü koku derim. Sanırım bazı insanlar bunları umumi tuvalet olarak kullanıyorlar. Yol gösteren bir hanım yetkili asansöre girerken burnunu tıkamak zorunda hissetti kendini. Ama gerçekten büyük sorun. Bu nedenle asansöre binerken derin bir nefes almak ve çıkana kadar bu nefesi tutmakta yarar var.
Vagonlarda engelliler için yer ayrılmış. Kalabalıkta olsa vagonlara girmek mümkün. İnsanlar size yer açmak için fizik kuralları dahilinde yardımcı oluyorlar. Metro ağı tüm şehirlerle de yeterli düzeyde.
Acelem yok hem etrafı da göreyim diyorsanız (nefes tutma performansınızda yeterli değilse J)tercihinizi otobüsten yana yapabilirsiniz. Ulaşımı otobüs ile yapmanızı zorlaştıracak bir sorun yok. Şoföre kendinizi göstermeniz yeterli. Hemen kaldırıma yaklaşıyor. Bu arada başka hatlı bir otobüs işaret yapmasanız da önünüzde duruyor ve şoför size işaret yapıyor. Bu nedenle önceden binmek istemediğinizi işaretle bildirmenizde yarar var. Bizdeki bazı şoförlerin sizi görmemek için başka yerlere baktığı aklınıza gelebilir. Burada böyle bir durum yok. Otobüse girişler ön kapıdan oluyor. Önce inenler bekleniyor ve sonra diğer bekleyenlerden önce sizi alıyorlar. Bu konuda diğer insanlarında anlayışı takdire değer. Ses ikazı ile rampa açılıyor ve siz rahatça araca biniyorsunuz. Resimde de görüldüğü gibi tekerlekli sandalyeye ye ayrılan yerde açılıp kapanabilen koltuklar bulunmakta. Bu koltuklarda oturanla hemen kalkıp koltukları kapatarak size ayrılan yeri boşaltıyorlar. Bu durumda 4-5 yolcu yerlerinden kalkıyor. Onlar bu durumu fark etmese bile sizi gören yolcular hemen oturan yolcuları ikaz ediyorlar. Onlarda hiç itiraz etmeden kalkıyorlar. Bunlarda olmazsa duruma şoför müdahale ediyor ki bu durumla çok ender karşılaştım.  Tekerlekli sandalyenizi özel yerde bulunan yere sabitlediğinizde artık yolculuğa hazırsınız demektir. Tabi bu arada şoför sizi takip ediyor ve okey işaretini almadan hareket etmiyor. İnerken de yanda bulunan düğmeye basarak sandalyenizi mekanizmadan rahatça kurtarıyor ve gene öncelikle açılan rampada otobüsü terk ediyordunuz.




Taksiler içinde belirttiğim gibi özel tasarlanmış taksileri tercih edip rahatça binmeniz mümkün. Burada da şoför arka kapıdan sizi araca alıyor ve gerekli sabitlemeleri yapıyor. Böylece güvenli ve rahat bir yolculuk yapmanız mümkün. Bu arada tasarlanmış taksi bulamasanız ve kendiniz transfer yapabiliyorsanız diğer taksileri de rahatça kullanabilirsiniz.
Yani ulaşım konusunda diğer insanlardan farksız şekilde istediğiniz yere  tek başınıza gitmeniz mümkün.

Burada değinmek istediğim önemli bir konu ise Amerika’da engellilere genel olarak hiçbir yerde öncelik ve ayrıcalık tanınmamasıdır. Evet, her yer engellilere uygun ancak hiçbir öncelik yok. Sizde herkes gibi sıraya girip herkes gibi bekliyorsunuz. Ben bir iki defa görevliye görünüp öncelik vermesini istediğimi belirttiysem de bu talebime hiçbir karşılık alamadım. Halbuki gerek Ülkemizde ve gerekse Avrupa şehirlerinde engellilere öncelik tanınmakta, beklemeden öncelikle işleminiz yapılmaktadır.
Gene Amerika’da mekanlara girişte (müze, hayvanat bahçesi, tarihi eser vb.) engellilere ve refakatçilerine indirim yapılmamaktadır. Herkes ne ödüyorsa sizde aynisini ödüyorsunuz.  Halbuki gene gerek Ülkemizde ve gerekse Avrupa şehirlerin ya hiç ücret alınmıyor, ya da refakatçilere ücret alınmıyor. Sanırım bunun nedeni engellilerin yani sokağa çıkan engellilerin fazla olması ve her yer uygun olduğundan refakatçiye gerek bulunmamasıdır.
Yukarıda belirttiğim gibi gezdiğim ABD şehirlerinde gerek müzeler  ve gezi alanları tekerlekli sandalyeye tam uyumlu. Bu nedenle her yerde tekerlekli sandalyeli engellilere rastlamanız mümkün.
Tüm mekanlarda, alış veriş yerlerinde, müzelerde ve gezi alanlarında engellilere uygun tuvaletler bulunmaktadır. Genellikle engelli tuvaletleri normal tuvaletlerin içinde yer almaktadır. Kapısının farkından buranın engelliye uygun olduğunu anlıyorsunuz. (bizde de görülmeye başladı) . Ancak bu durum normal engellilerin buraları daha rahat kullandıklarını gözlemlemekteyiz. Aslında farklı kapıdan da girilse de buralarında normal insanlarca kullanıldığını maalesef görmekteyiz. Bu durum ABD.de böyle. Hatta daha fazla. Nedeni ise Amerikalıların önemli bir kısmı obez. Adamalar normal tuvaletlere sığmadığından daha geniş olan engelli tuvaletlerini kullanmaktadırlar. Bilmem belki de burada obez insanlarda engelli olarak kabul ediliyorlardır.
Bir başka gözlemim ise genel toplum davranışı ile ilgili. Burada insanlar engellilere karşı saygılı davranış içindeler. Sizin 10 metre önünüzde de olsa insanlar sizin geçmeniz için mutlaka kapıları tutuyorlar. Siz geçene kadarda bekliyorlar. Bunun gibi her yerde ilgili ve yardımcı davranışlarla karşılaştım.
Amerika da bulunduğum süreçte şehirlerarası otobüse de bindim.  . New York’ tan Washington’a otobüsle gidip geldim. Daha önce otobüslerin tekerlekli sandalyeye uygun olduğunu gördüğümden  içim rahatça bilet aldım. Otobüse otobüste bulunan bir rampa ile çıkıyorsunuz. Hemen kapını önündeki 3 sıra akordeon gibi katlanıyor. Açılan yere tekerlekli sandalye konuyor ve oradaki mekanizmalarla sandalye sabitleniyor. Güvenle seyahat ediyordunuz. Ama bir günde 10 saat yolculuk yapınca birazda rahatlık arıyorsunuz. Ama sandalyede rahat şekilde seyahat edilmeyeceğini  sanırım sizler anlarsınız. Kafanızı dayayacak yer olmağından uyuklamanız bile mümkün değil. Bence böyle seyahat yapacaksanız paranız varsa öncelikle uçak, yoksa da treni tercih edin. Hiç olmazsa koltukları rahat.
Neyse biz artık seyahatimize dönelim. Saatinde otobüs durağında yerimi aldım. Saat 07 otobüsüne bilet almıştım. Ama bu otobüse binemedim. Zira otobüs tekerlekli sandalye uygun hale getirilemedi. Koltuklar katlanmaya direndi ve yer açılamadı. Oradaki görevliler saat 08 otobüsünü beklememizi söylediler. Zaten başka çaremiz yoktu. Ama gelen otobüste olmayınca tansiyonum yükseldi. Yetersiz İngilizcemle söylenmeye başladım. Paramı iade etseler kaçık gideceğim ama adamlar rahat (zaten tüm siyahi görevliler obez derecesine şişman ve de gayet rahatlar) konuyu hiç dert etmiyorlar. Gene bekleyin birazdan bir otobüs daha gelecek dediler ve yarım saat sonra gelen otobüse binebildik. Zaten 6 saat olarak planladığımız Washington gezimiz mecburen 4 saate indir. Bu nedenle planladığımız birkaç yeri göremedik.
Bu sıkıntı nedeniyle iki gün sonra gene ayni firma ile yapmayı planladığımız Boston gezisini yapamadık. Yani cesaret edemedik. Ama dönüşte ilk işim bu firmaya bir yazı döşenmek oldu. Hatalarını kabul ettiler ve bize bir yıl geçerli açık tarihli sıfır ücretli yeni biletler gönderdiler. Ancak bir yıl içinde gidemeyeceğimizden bize bir faydası olmayacaktı. (Uçak biletini de gönderseler belki düşünürdük). Bu durumu bildirdiğimizde ise hiçbir sorun yaratmadan bilet ücretinin önemli bir kısmını kullandığım kredi kartına iade ettiler.
Tüm ulaşım araçlarında olduğu gibi teknelerde tekerlekli sandalyeye ye tam uyumlu. Resimde  görüldüğü gibi uygun ve rahat şekilde tekneye biniyorsunuz.


Sonuç olarak ABD. de tüm taşıma araçları, mekanlar ve gezinme yerleri tekerlekli sandalyeye uygun. Tek başınıza bile gidebilirsiniz. Ancak tekrar belirteyim ki  öncelik ve indirim söz konusu değil.

3 Mayıs 2017 Çarşamba

ENGELLİLER İÇİN BEŞİKTAŞ JK MÜZESİ


Bu günkü gezimiz Beşiktaş Müzesi. Ancak buraya kadar gelmişken Beşiktaş Çarşı’ya uğramadan edemedik. Her yeri siyah beyaz bayraklarla süslenmiş her daim canlı bir mekan. Beşiktaş taraftarlarının maç günü toplandıkları yer.


Parke taşlı yollarda biraz zorlansak ta genel olarak düz bir çarşı. Bol bol yemek mekanları var. Sadece araba ile gelinirse park yeri bulmak sorun. Biz oldukça uzak bir otoparkta yer bulduk. Dar kaldırımlarda gitmekte zaman zaman zorlandık. Ama kaldırımlara gerekli meyiller yapıldığından çarşıya ulaşabildik. Meşhur kartal heykelinin yanında fotoğraf çekip tekrar aracımıza yöneldik.


Bundan sonraki hedefimiz Vodafon Arena. Aracımızı stadın karşısında bulunan otopark edip müzenin bulunduğu stada doğru yol alıyoruz. Biraz meyil ve bol trafik içinden stada ulaşıyoruz. Stat ile ilgili yazımızda stat ile ilgili bilgileri vermiştik. Son düzenlemelerle engellilere tamolarak uygun bir yapı.(Bknz: http://engelsizseyyah.com/2016/08/engelliler-icin-besiktas-arena-vodafone-stadi/ )
Stadın deniz tarafında bulunan tarihi kapısından müzeye giriliyor. Buradaki yüksekli farkını aşmamıza görevliler yardımcı oluyor. Ancak burası için rampa sipariş edildiğini, kısa sürede buraya konulacağını yetkililer bize söylüyor. Stattaki engelli türbinlerini kısa sürede arzumuz dahilinde düzenleten yönetimiz kısa sürede bunu yapacağına hiçbir şüphemiz yok. Zaten tanıtımında müzenin her yönü ile engelliye uygun olduğu söyleniyor ve bir fiil gözlemlerimizle bu söylemin gerçeği yansıttığını görebiliyoruz. Ayrıca daha müze açılalı bir ay bile olmadı. Bazı eksikliklerin zamanla giderilmesi normaldir. Bir defa daha teşekkürler hizmeti geçen her düzeyde yetkiliye.





Müze her yönü ile  tüm engelli gruplarına uygun. En ufak bir sorun yaşamadık. İki katlı olan müzede katlar arasında asansör bulunmaktadır.


Müze 1650 m2 ile Türkiye’nin en büyük kulüp müzesi. Darısı diğer kulüplerimizin başına.




Müzede Beşiktaş ile ilgili tüm bilgi ve belgeler bulunmakta. Tüm taraftarlara tavsiye ederim. Giriş engelli ve refakatçisine bedelsiz. 






(En büyük Beşiktaşlı Mustafa Kemal Atatürk imzalı izin yazısı)

Büyük başkanımız Süleyman Seba’nın odası birebir konumlandırılmış. Güzel bir vefa örneği.