12 Ekim 2018 Cuma

ENGELLİLER İÇİN AYASOFYA



ENGELLİLER İÇİN  AYASOFYA



Üç günlük bir Paris turunda gitmediğimiz ne müze kalır ne de kilise. Oysa elimizin altında diye şehrimizdeki  Topkapı Saray’ına, Ayasofya’ya gitmeyiz. Bu düşüne ile engelli olarak gitmediğim  dünya çapında tanınan bu iki eseri ziyaret etme kararı verdim.

Önce iki eserin sitelerini incelemeye başladım.Pazartesi günü birisi, Sali günü diğerinin kapalı olduğunu öğrenince diğer hafta içi bir günde ziyaret etmeyi planladım.Sizinde bilginiz olsun, gittiğiniz zaman ikisini de ziyaret etme şansınız olsun. Bir gününüzü ayırın ve erkenden Sultanahmet meydanında olun. Araçınız varsa hemen yakında bulunan İspark’a  park edebilirsiniz. Biraz meydandaki havuzun yanında durun ve etrafı ve bolca bulunan yerli yabancı insanları izleyin. Doya doya Sultanahmet camiini seyredin. Büyük usta Mimar Sinan’ı yad edin. Ayasofya’nın karşısına kondurduğu o muhteşem esere hayran kalacaksınız. Dolaşırken parke taşlarından oluşan yollarında biraz zorlanmanız mümkün. Ama bu ortamda bulunmak için bu sıkıntıya değer.





Topkapı sarayını gezdikten sonra gelişe göre daha rahat olan ayni yoldan meydana ulaşıyoruz. Hemen karşımızda Ayasofya tüm heybeti ile durmaktadır. Burada da kuyruğa girmeden sizi ve refakatçinizi ücretsiz olarak içeriye alıyorlar.





En çok ziyaret edilen müzeler arasında yer alan Ayasofya; sanat ve mimarlık tarihi bakımından dünyanın en önde gelen anıtlardan biri olup, dünyanın 8. harikası olarak gösterilmektedir. Bu yapı daha 6.yy'da Doğu Romalı Philon tarafından da, dünyanın 8.incisi harikası olarak nitelendirilmiştir. Bugünkü Ayasofya aynı yerde fakat öncekilerinden farklı bir mimari anlayışla yapılmış olan üçüncü yapıdır. Bu yapı, İmparator Justinianos tarafından (527-565) dönemin iki önemli Mimarı olan Tralles'li (Aydın) Anthemios ile Miletos'lu (Balat) İsidoros'a yaptırılmıştır. Yapım çalışmaları sırasında iki baş mimar ile birlikte 100 mimar ve her mimarın emrinde 100 işçi çalıştığı kaynaklarda geçmektedir. Yapımına 23 Şubat 532'de başlanmış, 5 yıl 10 ay gibi kısa bir sürede tamamlanarak büyük bir törenle, 27 Aralık 537' de ibadete açılmıştır.


916 yıl kilise olan yapı, 1453 Yılında Fatih Sultan Mehmed tarafından İstanbul'un fethiyle camiye çevrilerek, 482 yıl cami olarak kullanılmıştır. Atatürk'ün emri ve Bakanlar Kurulu'nun Kararı ile 1935 yılında Ayasofya müze olarak kapılarını ziyarete açmıştır. Ayasofya Müzesi her gün ziyarete açıktır. Kış tarifesine göre, müzeye son giriş 16.00 olmak üzere 09.00-17.00 saatleri arasında; yaz tarifesine göre ise, müzeye son giriş 18.00 olmak üzere 09.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilmektedir.
Bu genel bilgiden sonra kiliseye girelim. Tekerlekli sandalye için bir sorun yaşamadan içeriye girdik. Kilisenin ihtişamı karşısında heyacan duymamak imkansız. Görülmesi gereken bir yapı.
Belirttiğim gibi kilisenin ana salonunu rahatlıkla gezip, fotoğraflar çekebilirsiniz. Kilisenin üst bölümüne çıkmak ise bizler için imkansız. Döner merdivenle çıkılabiliyor.























Burasıda eksik kalsın deyip bu muhteşem yapıyı terk ediyoruz. Mutlaka burayı ziyaret ediniz.






ENGELLİLER İÇİN BOMONTİADA


ENGELLİLER İÇİN BOMONTİADA




Tekerlekli sandalyeniz ile İstanbul gezimizdeki şimdiki durağımız Bomontiada.(Eski bira fabrikası binası). 2015 yılında İstanbul’un yeni eğlence merkezi olarak hizmete giren,müzik, çağdaş sanat, tasarım, performans, her tür inter disipliner etkinlik, kültürel toplantı ve workshop ile yeme-içme mekanı. İstanbul’un bu değişik köşesine aracınız ile gidiyorsanız, park yeri olarak hemen yakınında yer alan Hilton otelinin otoparkına girmeniz, mekana ulaşmak yönünden uygun olacaktır. Bomontiada ile ortak kullanılan bu otoparkta engelli otolar için ayrı bir park yeri mevcut. (Tabi vale araçlarından yer kalmışsa) . yarım saate kadar ücretsiz. Sırf göreyim için gidiyorsanız yarım saat size yeter. Uzun süre kalacaksanız 20 tl.yi gözden çıkartmanız gerekir.
Otoparktan asansörle çıktığınız zaman otelin giriş kapısına geliyorsunuz. Burada tekerlekli sandalyeye uygun fakat hafif bir yokuşu göze almanız gerekiyor.



Bomontiada daha çok yeme içme mekanları ile dolu. Eski bir fabrika binasını değerlendirilerek oluşturulan mekanlar oldukça güzel.
Mekanın tuvaletinin de bulunduğu üst katına çıkmak için bir lift mevcut. Hem de çalışıyor.Ancak çok ağır yükseliyor, böylece mekanı doya doya seyredebiliyordunuz.  Üst tarafta engelli tuvaleti bulunmaktadır.




Mekanı bizim gibi sadece görmek için gidebileceğiniz gibi kafelerde oturmayı  veya güzel bir yaz akşamında açık havada güzel bir yemek yemeyi de planlayabilirsiniz. Bunun dışında vakit geçirilecek, gezilecek herhangi bir yer bulunmamaktadır.



11 Ekim 2018 Perşembe

ENGELLİLER İÇİN MANYAS KUŞ CENNETİ


ENGELLİLER İÇİN MANYAS KUŞ CENNETİ


Bir İzmir İstanbul seyahatinde, daha önceden planlayarak ve Bandırma feribotunun saatini de ayarlayarak yol üstünde yer alan bu cenneti gezdik. Öce biraz bilgilenelim isterseniz.


Manyas Kuş Cenneti Milli Parkı, Türkiye‘nin ve dünyanın en önemli kuş yaşam alanlarından biri. Balıkesir sınırları içerisinde bulunan ve 1959 yılında milli park statüsüne kavuşan Manyas Kuş Cenneti, 24 bin 47 hektarlık bir alan üzerine kurulu. 1975 yılında, Avrupa Konseyi tarafından çok iyi korunan ve kıta ölçeğinde değer taşıyan doğal alanlara verilen ve Avrupa Diplomasının en üst kategorisi olan “A Sınıfı Diploma” ile ödüllendirilen milli park, uluslararası öneme sahip.

Afrika’dan, Avrupa ve Asya’ya göç eden kuşların göç yolu üzerinde yer alan Manyas Kuş Cenneti; pelikan, balıkçıl, kaşıkçı, karabatak, yaban kazı, yaban ördeği ve ötücülerden oluşan kuşların, ağaçlar ve sazlar üzerine yaptığı büyük kuluçka kolonilerini barındırıyor.

266 tür kuşun yaşadığı büyüleyici doğasıyla ünlenen ve Avrupa Konseyinin önerisiyle, su kuşu yuvalama alanlarının uzaktan izlenmesini sağlayan kamera sisteminin kurulduğu parkta; tepeli pelikan, karabatak, küçük karabatak, gece balıkçılı, alaca balıkçıl, gri balıkçıl, küçük ak balıkçıl, çeltikçi, kaşıkçı, bıyıklı sumru ve tepeli batağan gibi kuş türleri üremeye devam ediyor.
Milli parka, 2001 yılında yeniden inşa edilen kuş gözetleme kulesi, 17,5 metrelik yüksekliğiyle dünyadaki benzerleri arasında en büyük olanı. Aynı anda 40 kişinin çıkabildiği kulede, ziyaretçilerin çevreyi daha iyi gözlemlemesi için dürbün de veriliyor.Ama maalesef biz sadece kuleyi seyredebiliyoruz, zira yukarı çıkmamız mümkün değil.


Bandırma-Balıkesir karayolunun 15. kilometresinden güneye sapan üç kilometrelik yolu takip ederek, Manyas Kuş Cenneti Milli Parkı’na ulaşılabilir. Yılın her günü 08.00-17.00 saatleri arasında ziyarete açık olan milli parkı ziyaret etmek için en uygun dönem ise kuşların göç mevsimine denk gelen nisan, mayıs ve haziran ayları arası. Manyas Kuş Cenneti Milli Parkı giriş ücreti tam 5 TL, öğrenci ise 2,5 TL. (2018). Ama engelli ve refakatçisi ücretsiz.

Türkiye’de kuş cenneti olarak tanınan ilk doğa alanı olmasıyla bilinen Manyas Kuş Cenneti Milli Parkı, kuş gözlemciliğine meraklı turistlerin ve gezginlerin görmesi gereken yerlerin başında geliyor. Tekerlekli sandalye ile içinde gezmek mümkün. Zaten fazla bir gezme yeri yok. Ama yol tekerlekli sandalye için zorlu. Sanki antik bir şehirde geziyorsunuz. Bu yoldan gidip kuleye ulaşabilirsiniz, tabi sadece kulenin yanında resim çektirmekte yetineceksiniz. Göl kenarındaki doğal güzellikler için değer sanırım.




Burada bulunan müze ilginç ve gezilmesi için uygun. Rampalar yapılmış. Yol üzerinde, iki saatinizi ayırıp gezin derim. İlginç gelebilir.









ENGELLİLER İÇİN BEYPAZARI


ENGELLİLER İÇİN BEYPAZARI



Ankara’nın ilçesi Beypazarı, Ankara’nın 98 kilometre batısında yer alır. İstanbula 320 km uzaklıktadır. Bir Ankara – İstanbul yolculuğunda yolumuzu biraz uzatarak bu şirin ilçeye uğrdık ve 2-3 saat gezdik, alışveriş yaptıkve yerel ve doğal yemekleri ile karnımızıdoyurduk.Bilinen ilk adı “kaya doruğu ülkesi” anlamına gelen Lagania olan Beypazarı, konakları ile meşhur. İlk bakışta Safranbolu benzeri evler.


Beypazarı'nın kültürel mirasının en önemli ögelerinden biri ve en önemlisi Beypazarı evleri., Cumbalı veya Guşganalı olan iki ya da üç katlı ahşap yapılar. Bu evler zemin katları taş, üst katları ahşap iskelet içine ahşap veya kerpiç dolgu sistemi kullanılarak inşa edilmiş. Üstleri ise kiremit çatı ile örtülüdür. Evlerin tavan arasındaki bölümünün çatıdan yükselerek çıkmasına “Guşgona” deniyormuş.
Evlerin üst katlarında işlemeden (yarım) bırakılan bölüme “çantı” deniyor. Geleneğe göre Beypazarılılar; dünyada daha yapacak bir şeylerinin kaldığını vurgulamak için bu bölümü işlemeden bırakırlarmış. Restorasyon çalışmalarının başlaması ile evlerin bu kısımları da restore edilmiştir.
Kapı, Beypazarı evinde önemli bir öğe. Ailenin kültürel ve sosyal kimliğini belirler. Tokmaklar da aynı şekilde içeride yaşayanların sosyal durumunu, statüsünü simgeliyor. Tokmağın sesine göre gelen kişinin erkek, bayan olduğuna karar verilir, halkalar birbirine bağlanmışsa evde kimsenin olmadığı anlaşılırmış Osmanlı döneminden kalan 200 yıllık tarihe sahip olan 3500 civarındaki Beypazarı evleri 2000'li yılların başında başlatılan restorasyon hamlesiyle kent dokusu korunarak gelecek kuşaklara aktarılması sağlanmış.


Aracımızı uygun bir yere park ettikten sonra yukarıdan aşağıya doğru İlçenin ana caddesini ve ara sokaklarını tekerlekli sandalye ile rahat şekilde dolaştık.Sokaklar parke ama düzenli ve dolgulu olarak döşendiğinden fazla sorun yaşamadık.


Etrafta engelli tuvaleti görmedik. Kısa süreli bir gezi olduğundan dazla ihtiyaç duymadık. Yollardaki benzin istasyonlarında Opet’in başlattığı engelli tuvaleti uygulamasına yavaş yavaş diğer markalarında (bilmiyorum bir mecburiyet mi konuldu) katılmasıyla bu konu artık sorun olmaktan çıktı diyebiliriz.


Neyse biz gezimize devam edelim. Cadde boyunca yaptığımız gezide yöresel ürünlerden aldık.Yani şehrin ekonomisine katkıda bulunduk.


Genelde yöresel yemeklerin bulunduğu şirin bir lokantada yemeğimizi yedik.

Günübirlik gidilebilecek ve gezilebilecek bir yer.Vakit nedeniyle detaylı gezemedik ama ilçenin gezilebilecek başka yerleri varmış. Gidin ve vaktiniz yettiğince gezini alışveriş yapın.








ENGELLİLER İÇİN AĞVA

ENGELLİLER İÇİN AĞVA





Ağvaİstanbulun doğasıyla ünlü sahil kasabası. Göksu ve Yeşilçay derelerinin ortasında bulunan belde İstanbul’un Batı Karadeniz’e doğru uzanan kıyı şeridi üzerinde yer alıyor. İstanbul merkeze 97 km uzaklıktaki Ağva’ya, büyük bir bölümü otoban olan yoldan ulaşılabiliyor. Özel aracınızla gidecekseniz Ümraniye-Şile yolunu takip edin. Şile’den sonra, Ağva’ya giden sahil yolunu kullanarak, Kabakoz, İmrenli, Akçakese ve Kurfallı güzergahını izleyin. Toplam bir buçuk saatte Ağva’ya ulaşabilirsiniz.


Ağva kasabasını ve dere kenarlarını tekerlekli sandalye ile gezebilirsiniz. Aracınızı park edecek yeri hafta içinde bulabileceğinizi sanıyorum.Dere kenarındaki bir tesiste oturabilir, yemeğinizi yiyebilir veya kahvenizi içebilirsiniz. Etrafta engelliye uygun tuvalet göremedim. Bu nedenle gezinizi fazla uzun tutmayın. Engelliye uygun bir otel olduğunu da duymadım. Gecelemek niyeti ile gitmediğimden geniş araştırma yapmadım.Ama genel bilgim dahilinde butik otellerin tekerlekli sandalyeye uygun olmadıklarını tahmin ediyorum.Siz bulursanız haber verin de buraya ilave edelim.


Günü birlik gidin gezin görün. Beğenirseniz ve bu yolu bir daha göze alırsanız (ben alamayacağım) istediğiniz kadar da gidin.  Yol ormanların içinde güzel manzaralı ama dar ve bolca virajlı.


ENGELLİLER İÇİN TRUVA ANTİK HARABELERİ

ENGELLİLER İÇİN TRUVA ANTİK HARABELERİ





Önemli bir antik kent olan Truva antik kenti girişinde park sorunu yaşamadım. Giriş tekerlekli sandalyeli engellilere ve refakatçileri için ücretsiz. Antik kentin belli bir kısmını tekerlekli sandalye ile rahatça gezebilirsiniz.(Truva tahta atının bulunduğu bölgeyi) Ancak antik şehir harabelerini  tek başına gezmeniz tekerlekli sandalye için uygun değil. Kuvvetli bir refakatçiye ihtiyaç duyabilirsiniz. Ancak bu da belli yerlere ulaşmak için diğer yerlere ulaşmanız ise  mümkün değil. Zaten bu tip antik kalıntıların bulunduğu yerleri tam olarak gezmeniz genel olarak her yerde imkansız.






Tahta atı ile tanınan bu bölgeye ulaşım ve park sorunu yaşamadım. Giriş tek.sandalyeli ve refakatçisi için ücretsiz. İçeride önemli bir kısmının tek.sandalye ile rahatça gezebilirsiniz.








10 Ekim 2018 Çarşamba

ENGELLİLER İÇİN İSTANBUL AKVARYUM

ENGELLİLER İÇİN İSTANBUL AKVARYUM





İstanbul Akvaryum; Dünya denizlerinde yaşayan balık türlerinin içinde bulunduğu, kendi türündeki akvaryumlarla kıyaslandığında; gezi güzergahı, temalandırma, interaktiflik, yağmur ormanı ve yeni nesil teknolojisiyle dünyanın en yenisi olduğu söyleniyor. Şu an nufusu 17.000.

Coğrafi bir rotayı takip ederek Karadeniz’den Pasifik’e uzanan toplam 17 tema ve 1 adet yağmur ormanından oluşan güzergahta yolculuk yapıyorsunuz.
Alanların temalandırılmasında o alanın kültürel, coğrafi, tarihsel ve mimari özellikleri, buna uygun dekoratif unsurlar, interaktif oyunlar, filmler ve alan hakkında detaylı bilgilerin verildiği görsel grafikler yer alıyor. Alanların, ses ve ışıklandırma sistemleri de bu temalandırmaya uygun olarak düzenlenmiş.

Otoparkta engelli araçlar için yer ayrılmışsa da tüm otoparklardaki sorun burada da bulunmakta yani otopark korunmadığından diğer araçların park etmesi sonucu yer bulmakta sorun yaşanmaktadır. Akvaryum gezi için tekerlekli sandalyeye uygundur. Rahatça gezebilirsiniz. Belli oranda (Yaklaşık % 40)indirim yapılmaktadır. Amazon ormanında gezebiliyorsunuz ama köpekbalıkları ile dalış yapabilirimsiniz bilmem. Ben denemedim. Ama engelli olarak belli bir eğitim ile dalış yapmanız mümkün. Zira sitesinde engel bir durum yok. Sadece 14 yaş ve sağlık raporu isteniyor. Deneyen olduysa veya olursa haber versin. 30 dakikalık dalış aktivitesi sonrası dalış yapanlara İstanbul Akvaryum dalış sertifikası da veriliyor.

Akvaryum içindeki mağazadan alışveriş yapabilirsiniz.